Skip to content

isimsiz başlıksız

November 13, 2009

Güneş yerini çoktan keskin soğuğa bırakmış. Sokak lambaları yanalı baya olmuş. İnsanlar eğlenmek için dışarı çıkmışlar ya da çıkacaklar. Odanın muhtelif yerlerinde üç dört mum yanmakta.. Pencereden hala tek tük vapurun geçişi görünüyor.

Gözlerim yanıyor. Ondan daha önemlisi ruhum acıyor.. Ne fonda çalan Fransız klasiği ne de iki üç cümle kurduğum insanlar düzeltemiyorlar, durduramıyorlar acımı..

Acıyan gözlerimde bir kaç damla yaş beliriyor, sonra kendiliğinden geçiyor.. Görünürde çok bir problemim yok. Lakin benim bile adlandıramadığım bir şeyler çok huzursuz ediyor beni.

Fondaki şarkı değişti, diyor ki bana: gül rengi şarap içilmez mi böyle günde.. İçilirdi aslında, yüzümü tekrar güldürene kadar içilirdi.. Sabah olduğunda tekrar güzel bir güne uyanır belki yine mutlu olurdum bir süreliğine de olsa..

Aslında bir süre uzaklaşmalı buradan.. İyi gelebilir.. Acı verici şahitliklerden uzaklaşmış olmak iyi gelebilir..

Diyor ki şarkının devamında: Seher yeli eser yırtar eteğini gülün, güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün..

Evet evet, bir süreliğine uzaklaşmalı buradan..

No comments yet

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: